FOCUS ONLINE
http://www.focusdergisi.com.tr/doga/00049/
Hayvan
Deniz timsahı: Geçmişten gelen dev

Hem tatlı hem de tuzlu suda yaşıyor. Türünün tek örneği... 7 metreyi aşan boyu, sularda kendisine ürkütücü bir üstünlük sağlıyor. İnsana bile saldırmaktan çekinmeyen deniz timsahı, tam 200 milyon yıllık bir geçmişe sahip...

Her şey bundan tam 200 milyon yıl önce başlıyor. O tarihlerde de var olan timsah, henüz bir kara hayvanı... Ayakları üstünde yükselen gövdeleri ve gittikçe daralan yüz yapılarıyla, timsahtan çok yarış köpeklerini anımsatıyorlardı. Sadece içlerinden bir tanesi, bilinmeyen bir nedenle ayaklarından birini sudan hiç çıkarmıyordu. Bu türün su aşkı, aradan geçen 200 milyon yıla karşın hâlâ sürüyor. Dün, tek ayağını suya daldırmakla yetinen "Crocodylus porosus", bugün, tam 22 farklı timsah türü arasında, hem tatlı hem de tuzlu suda yaşayan tek örnek... Ancak hemen belirtelim, asıl tercihi Avustralya ve Hint Okyanusu'nun tuzlu suları...
Deniz timsahları, pek aşina olmadıkları tuzlu sularda varlıklarını sürdürmek için bazı anatomik farklılıklar geliştirmişler. Ve bu farklılıkları ta atalarından beri korudukları ileri sürülüyor. En belirgin özellikleri, farklılaşmış tükürük bezleri... Hayvanın dilinin üstünde bulunan bu bezler, deniz suyunun içinde erimiş olan tuzun organizmaya girmesine engel oluyor. Böylece de, canlı bir salamuraya dönüşmesini engelliyor. Bütün dev görünüşüne karşın, deniz timsahları, türlerinin "XL" örneği değiller. En azından bazı organlarının yapısı nedeniyle... Örneğin, timsahtan çok kuşları anımsatıyorlar. Kalp sistemleri, onlar gibi dört bölmeli. Yine, kuşlar gibi çok gelişmiş bir işitme duyuları var. Oysa, diğer sürüngen türlerinin büyük çoğunluğu sağır yaratıklar... Son, ama tartışmalı bir nokta da, bu hayvanların bir görme yeteneğine sahip olup olmadıkları... Kimi araştırmacılara göre, böyle bir duyuları, özellikle de renkleri ayrıştırma yetileri var. Ancak henüz bilimsel olarak kanıtlanmış değil... Çünkü, bu oldukça iri ve vahşi hayvanlarla laboratuvar deneylerinin zorluğunu hemen hemen herkes kabul ediyor.

. Suyun içindeyken, deniz timsahının gözleri bir üçüncü gözkapağı ile korunuyor. Göster
Deniz timsahları, kesinlikle aptal canlılar değil. Tam tersine, tüm sürüngenler arasında, ortalama zekâ düzeyinin üstüne çıkıyorlar. Bunun kanıtı olarak da, bilim adamları, bu hayvanlar arasında son derece gelişmiş bir hiyerarşi anlayışını gösteriyorlar. Gruplar halinde yaşayan deniz timsahları ailesinde, erkekler yaşam alanını kontrol ediyorlar. Dişilerin görevi ise, yavruların beslenmesi ve yetiştirilmesi... Bu minik grup içindeki tüm üyeler, özel sesler çıkararak birbirleriyle anlaşıyorlar. Deniz timsahlarının dilinde böğürme bir sevgi ve aşk gösterisi, homurdanma ise "dikkatli ol" mesajı... Eğer bir deniz timsahı çok koyu bir sessizliğe bürünmüşse, bu bir av peşinde olduğu anlamına geliyor. Bu deniz devleri, özellikle avlanma konusunda olağanüstü bir sabır örneği gösteriyorlar. Bir deniz timsahı, avının kendisine iyice yaklaşması için, tam 2 gün boyunca hiç kımıldamadan durabiliyor. Suyun içindeyken en tercih ettiği avlar, iri balıklar ve deniz yılanları... Yine içinde bulunduğu ortama göre avlanma stratejileri geliştiriyor. Denizdeyken açıktan açığa avlanan deniz timsahları, nehirlerde süper bir kamuflaj ustası kesiliyorlar. Suya yarı batmış olarak hareketsiz duruyorlar ve sadece gözlerini, kulaklarını ve burun deliklerini su üstünde bırakıyorlar.

Deniz timsahı gerçek bir etobur... Üstelik, öyle özel bir tercihi de yok. Kendi cinsine yakın omurgasızlardan ördeklere, yılan balıklarından bufalolara kadar her hayvanın etiyle kendisine ziyafet çekebiliyor. Avını bir bütün olarak yuttuktan sonra, çok asitli özsuyu sayesinde, onları kemiklerine kadar sindirmeyi başarıyor. Enerji fazlasını ise, yağ biçiminde kuyruğunda ve sırt bölümünde depoluyor. Bu olağanüstü yağ depolarını kullanarak, yeni doğan bir deniz timsahı yavrusu 4 ay, bir ton ağırlığındaki yetişkin ise tam bir yıl boyunca yemek yemeden hayatta kalabiliyor.
Vahşi, ama kesinlikle açgözlü olmayan deniz timsahları, kendi yavrularına karşı ola-ğanüstü şefkatliler... Yumurtalarını, humus (kara toprak) ve bitkilerden oluşturduğu yuvanın içine bırakan dişi deniz timsahı, iklim koşullarına bağlı olarak, 2-3 ay bunların üstünde kuluçkaya yatıyor. Bu dönemde çok sinirli olan dişi timsah, her türlü sese karşı duyarlı bir hale geliyor. Yavrularının ilk seslerini duyar duymaz, titizlikle yumurta kabuklarını kırıp parçalıyor. Böylece, yavrularının daha kolay biçimde dışarıya çıkmalarını sağlıyor. Bilindiği gibi, birçok timsah türü, yumurtaların kabuğunu kırmak için, onları ağızlarına alıp, dillerinden kaydırma yönteminden yararlanıyorlar. Deniz timsahlarının da bu şekilde davranıp davranmadıkları bilinmiyor. Ancak, ne biçimde olursa olsun yavrularına kavuşan dişi deniz timsahları, aylarca onların beslenmesini ve güvenliğini sağlıyorlar. Onları bir an bile yanlarından ayırmıyorlar. Küçük yavrular ısınmak için annelerinin sırtına çıkıyorlar. En küçük bir tehlike durumunda, anne timsah sırtında yavrularıyla suyun derinliklerine dalıyor. Annelerin yavrularını tehlikeye karşı uyarmak için kullandıkları bir yöntem de, kaslarını titretmek... Bu kas titreşimleri suyun içinde ses dalgalarına dönüşüyor ve çevredeki diğer annelerle yavruları tehlikeye karşı uyarıyor.
Denizlerin bu ürkütücü yaratığının en büyük düşmanları yine kendi cinsleri. Zaman zaman, özellikle bölgesel egemenlik ve dişilere sahiplenme konularında aralarında ölümcül kavgalara tanık olunuyor. Bu hayvanların asıl düşmanı ise, insanoğlunun ta kendisi... 60'lı yıllarda, derilerinden hediyelik eşya, ayakkabı, çanta vb. yapmak için çok geniş kapsamlı bir deniz timsahı katliamı yaşandı. Bu hayvanların türü ciddi bir biçimde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Günümüzde, Avustralya'da "ulusal servet" olarak koruma altına alınan deniz timsahlarının sayısı her geçen gün artıyor. Bu artışın en büyük dinamiği ise, sayıları hızla çoğalan timsah çiftlikleri...

[ Anasayfa Bize Ulaşın Künye Copyright İş Fırsatları ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.